Atatürk ve Çocuklar

Atatürk ve Çocuklar

Atatürk ve Çocuklar Heykeli yaptığımız, bölgemizin seçkin özel okullarından, Başakşehir Okulları heykel ile eşsiz bir görüntüye sahip oldu. İki ay süren heykel çalışması, okul yönetimi ve veliler tarafından büyük ilgi gördü.

Okullar Tercihe Ediyor

Atatürk ve Çocuklar,  Türkiye Cumhuriyetinin 50. Kuruluş Yıldönümünü kutlama etkinlikleri çerçevesinde, 26 Ekim 1973 tarihinde yaptırılmıştır. Okuma yazmayı yaygınlaştırmak ve Türk halkının eğitim seviyesini yükseltmek amacıyla 1928 yılında Arap harfleri kaldırılmış, yerine bugün kullanılan Türk alfabesi kabul edilmiştir. Yazı devrimini gerçekleştiren Atatürk’e, Bakanlar Kurulu tarafından 1928 yılında “Başöğretmen” unvanı verilmiştir. Atatürk’ün, harf devrimini Tekirdağ’a taşımasını sembolize eden heykel, mermer kaide üzerine oturtulmuş, aşağıdan yukarıya doğru daralan mermer bir plaka fonu üzerine şekillendirilmiştir.

Atatürk ve Çocuklar Heykelleri yapan Ayyıldız Heykel ve Sanat Atölyemiz  heykeltraşlarından Erkan Akyıldız “Özel okullar, kolejler  özellikle tören alanlarına Atatürk ve çocuklar heykelini isterken, iç mekanlara ise Atatürk ve Türkiye haritası rölyefini tercih ediyorlar.

Heykeller Logo gibidir

Heykeller logo gibidirler. Firmanın logosu ticari hayatta ne kadar önemliyse, kurumsal alanlarda heykeller o kadar önemlidirler. Heykeller kurumların, iş yerlerinin logosu gibidirler. Örnek verecek olursam, bir konut projesi düşünelim; havuz, köprü, dere yaparsınız insanların ilgisi artar. Havuz, köprü, dere çiçeklerin yanında eğer ortama uygun bir heykel yapılırsa, insanlar dereyi, havuzu, köprüyü bırakıp heykelin önünde poz verirler. Heykel hem mesaj verir, hemde ortamdaki görselliği tamamlar” dedi.

Heykelciğin Tarihi Gelişimi

Arkeoloji çalışmaları sonunda gün ışığına çıkarılan sanatsal etkinliklerin ilk izlerinin Üst Paleolitik dönemden kalma olduğu anlaşılmıştır. Bunlar çok şişman ve cinsel özellikleri aşırı belirgin kadın heykelcikleri ile kayalar üstüne kazınmış duvar resimleriydi. Ancak, söz konusu dönemde, biçimleri uzanınca üç boyutlu olarak gösterme sanatının, bunların görüntülerini bir düzlem üstüne yansıtma sanatından önce gelip gelmediği konusu henüz açıklığa kavuşmamıştır. Burada söz konusu olan, her iki sanattan, yani resim ve heykelcilikten birinin öbürüne olan üstünlüğünü tartışmak değil, ikisi arasındaki ayrımı belirlemektir; kuşkusuz resmin de, heykelciliğin de kökenlerini büyü ve dinde aramak gerekir; ama bu iki sanat dalı da birbirinden tümüyle farklı uzamsal bir anlayış ve görüşe dayanır. Sözgelimi, Orinyasyen dönemden (yaklaşık İ.Ö. 20 000) kalmış olan Willendorf Venüsü, Lespugue Venüsü ya da Brassempouy Kadını Başı gibi heykelcikler, kendi üstlerine kapanmış gibi oldukları ve kaya resimlerinin “açık anlatısı”nın karşısında yer aldıkları kanısını uyandırırlar.

Önemli Bir Sanattır

Tarih öncesi heykelcisi betimlemez, ama belli bir biçimi olmayan bir gereci, belli özellikte ve tek bir biçime ya da figüre dönüştürürdü; bu nesne de, gerçek madde olarak kalırdı. Resim sanatı, destek olarak kullandığı duvarı yadsıyıp, buradan yapay bir evrene açılır; heykelse, kendisini izleyenle aynı ortamda yer alır; bu çevrenin ışığını alır; aydınlık yerleri de gölgeleri de gerçektir. Ama, heykelcilik, fiziksel var olmayı en eksiksiz bir biçimde yeniden oluşturmaya çalışan önemli bir sanattır.

 

Atatürk ve Çocuklar
Atatürk ve Çocuklar

Author: admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir